Ameliyat Olmak İçin En İyi Hastane Hangisidir, Bütünsel Tıp Nedir? Peki Siz Asıl Muayene Olmayı Unutmuş Olabilir misiniz?
Herhalde
sağlıkla ilgili en çok sorulan sorulardan biri de budur. Gerçekten de hangi
hastanede ameliyat olacağınız çok önemli bir detay. Tabii ki ameliyatınızı
hangi cerrahın yapacağı kadar önemli değil ama yine de ihmal edilmemesi gereken
bir detay. Tamam en iyi cerrahı buldunuz ama bakalım bu cerrah ameliyatınızı
nerede yapacak? Ameliyatınızı olacağınız hastane nasıl bir yer olmalı? Depo
hastane tabir edilen aşırı büyük, çok hareketli ve bunun sonucunda da belirli
hastane enfeksiyonları açısından aşırı riskli bir hastane mi? Yoksa butik
hastane tabir edilen, çok az sayıda yatağı olan ama yoğun bakımı olmayan ve
yapısı gereği tam teşekküllü denemeyecek bir hastane mi?
Aslında
en iyisi, orta ölçekte A grubu; tercihen de üniversiteye bağlı bir özel
hastane. Burada kastedilen hastanenin yerlerinin parlaklığı veya çalışanlarının
şık kıyafetleri değil, ameliyathanede olması şart olan ve de hastanede bulunması
gerekli donanım ve personel.
Sözü geçen bu konular hakkında da yine size
en iyi beyin cerrahı bilgi verebilecektir.
Tanrı hastalıkları yaratırken elbette ki bu şeker hastalığı, bu insülin
rezistansı, bu glukoz intoleransı, bu da Tip 1 Diabet olsun diye yaratmadı. Söz
konusu tanıların hepsi geçen yüzyılların her biri birer dahi olan
doktorlarının, tanrının yarattığı hastalıklara kendi sınırlı bilgi ve
akıllarıyla taktığı isimler. Çünkü eğer hastalıklar böyle sınıflara
ayrılmasaydı, bugün hiçbirinin anlaşılması, önlenmesi veya tedavi edilmesi söz
konusu bile olamayacaktı. Günümüzde pek
çok gelişmiş ülkede, polikliniklerin kulak burun boğaz veya nöroloji diye
ayrılmadığını ama baş ağrısı polikliniği, uyku bozuklukları polikliniği, bel
ağrısı polikliniği diye ayrıldığını belki duyanınız vardır. Üstelik aynı
ülkelerde artık “nöro endokrino immünoloji” gibi karmaşık isimli bilim dalları
da var. Yani pek çok hastalıkta, bir çok organ sisteminin tutulduğu ve de
birçok hastalığın bir organ sistemi üzerinde aynı anda bulunduğunu ve
karşılıklı etkileştiklerini biliyoruz. Yani 21. yüzyılda işlerin sanıldığı
kadar basit olmadığı anlaşıldı. Doğaldır ki bu bilgiler hastaların tedavisine
de yansıtılıyor. Mesela artık bel ağrısı tedavisi; cerrahın, fizyoterapistin,
davranış bilimcinin, diyetisyenin işbirliğini gerektiriyor.
Hastalar
sağlık hizmetlerinin en iyi alınabildiği şehrin Ankara olduğunun farkındalar.
Son zamanlarda bir çok şehirden bana gelen hastaların, hem de kültürel
farklılıklardan bağımsız bir şekilde; muayene olurken zorlandıklarını
görüyorum. Muayene sırasında verilen direktifleri yadırgıyorlar, hatta sanki
daha önce hiç muayene olmamış gibiler...Tabii düşününce, hiçbirinin daha önce
detaylı bir muayeneden geçmemiş olduğunu ben de fark ediyorum; hatta çoğu zaman
bu durumu kendileri de dile getiriyorlar. Nitekim üniversite ve eğitim
hastanesi polikliniklerinde bile günlük hasta kotalarına sınır koymayıp, bir
hekimin karşısına 50 küsur hasta çıkardığınızda; basit bir aritmetik bilgisi ile,
hasta başına 10 dakika bile düşmediğinin herkes farkında. Bu süreye hasta ile
konuşmak, onu dinlemek, tetkiklerini yazıp bilgileri bilgisayara girmek ve
maalesef muayene de dahil. Bu kadarcık bir sürede doktor nasıl detaylı muayene
yapsın ki, akla ziyan.
Bir beyin cerrahı; beyin tümörü
ameliyatı, beyin ameliyatı, alzheimer tedavisi, bel fıtığı ameliyatı, bel
ağrısı tedavisi, boyun fıtığı ameliyatı, hidrosefali ameliyatı gibi tedavileri
yapmak yanı sıra tüm bu soruları da cevaplandırılabilir. Önemli ameliyatlar öncesinde bir yoğun bakım
yatağı hazırlanmasında fayda olduğu ve enfeksiyondan korunmak için tam donanımı
bir ameliyathane gerektirmesi nedeniyle hastalarını birçok beyin cerrahı Ankara
iline yönlendirmektedir. Ankara beyin cerrahi camiasında da bu tip sorular
birçok merkezde cevaplanabilmektedir.
This comment has been removed by the author.
ReplyDelete